Beyşehir Gölü’nün kuzeybatı ucunda, Türkiye’nin üzerinde yerleşim bulunan tek göl adası olan Mada Adası, tarih boyunca pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Ancak bu adanın en ilginç ve hüzünlü hikâyelerinden biri, kuşkusuz 19. yüzyılın ortalarında adaya yerleşen ve yaklaşık bir asır boyunca bölgeye damgasını vuran Rus Kazaklarına aittir. Hikâye, Rusya Çarı I. Petro’nun modernleşme adına getirdiği bazı zorunluluklara ve dinî baskılara direnen Don Kazaklarının Osmanlı topraklarına sığınmasıyla başlar. İlk olarak Manyas Gölü civarına yerleşen bu topluluk, 1866 yılında daha huzurlu bir yaşam ve yeni balıkçılık alanları arayışıyla İstanbul’a müracaat ederek Beyşehir Gölü’ndeki Mada Adası’na yerleşme talebinde bulunmuştur. 1867 yılında 30-40 hane kadar Kazak, yanlarında eşyaları, meyve fidanları ve meşhur beyaz sığırlarıyla adaya gelerek yeni bir hayat kurmuşlardır.
Mada Adası sakinleri, Beyşehir halkı arasında heybetli yapıları, uzun sakalları ve kadınlarının giydiği renkli elbiselerle tanınırlardı. Adada balıkçılık konusunda tam bir uzman olan Kazaklar; ığrıp ve trol adı verilen ağlarla devasa "karakayıklar" üzerinde avlanırlardı. Bugün bölgede bilinen salamura tekniğini ve modern balıkçılığı Beyşehir’e öğretenler onlardır. Günlük yaşamları ise bir hayli özgündü. En sevdikleri yemek olan balık çorbasını pişirirken balığın sadece suyunu içer, etini atarlardı. Ayrıca ıstakoz ve havyar tüketimi de beslenme alışkanlıklarının önemli bir parçasıydı. Kendi içlerine kapalı bir toplum olmalarına rağmen Türk komşularıyla güvene dayalı ilişkiler kurmuşlar; hile yapmamaları ve temizlikleriyle çevre halkının takdirini kazanmışlardır. Ancak Mada Adası’ndaki bu yaşam her zaman kolay olmamıştır. Adanın iklimine uyum sağlamakta zorlanan Kazaklar, ortaya çıkan salgın hastalıklar nedeniyle büyük kayıplar vermişlerdir. Nüfusları zamanla azalan Kazaklar, 20. yüzyılın başlarından itibaren yavaş yavaş Akşehir’e göç etmeye başlamışlardır. Onları Türkiye’den tamamen ayıran asıl sebep ise inanışları gereği uyguladıkları sert evlilik kuralları olduğu ifade edilmektedir. Yedi göbeğe kadar akraba evliliğini yasaklayan ve kendi inançları dışındakilerle evlenmeyen Kazaklar, nüfus azalınca gençler için eş bulamaz hale gelmişlerdir. Rus Kazakları, soylarını devam ettirebilmek adına 1962 yılında büyük bir kafile halinde anayurtları olan Rusya’ya ya da bir kısmı Amerika’ya göç ederek Anadolu topraklarından ayrılmışlardır.
Bugün Mada Adası’na baktığımızda, onlardan geriye balıkçılık kültürümüze kattıkları teknikler, adanın "Kazak Adası" olarak anılması ve Beyşehirli yaşlıların hafızalarındaki o renkli anıları kalmıştır. Mada’nın bu özgür ruhlu misafirleri, Beyşehir’in tarihinde silinmez bir iz bırakarak sessizce göçüp gitmişlerdir.
Geniş Bilgi için bkz. Hüseyin Muşmal, Kübra Benli, (2019), “Osmanlı Dönemi’nde Beyşehir Mada Adası’na Yerleştirilen Rus Kazakları”, Konya Kitabı XVII, Geçmişten Günümüze Göçler, (Ed. Prof. Dr. Alattin Aköz vd.), Konya Ticaret Odası, Konya, s. 107-128.
Hüseyin Muşmal, (2024), “Geçmişten Günümüze Beyşehir Gölü Mada Adası’nda İskân ve Beşerî Faaliyetler”, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, C. 14, s. 2, s. 150-162.



