"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
Mehmet Akif Ersoy
Eskiler tarih neye yarar? Niçin tarih bilmeliyiz diye sormuşlar ve bunun nedenini âlimlerin üzerinde ittifak ettiği bazı gerekçelerle izah etmişler. Demişler ki evvela; Tarih bilen kişi, olgun bir akla ve geniş bir bilgi birikimine sahip olur. Tecrübeyi en büyük erdem sayan bu bilgelere göre tarih bilmek insana yaşanmış olaylar üzerinden çok büyük bir hayat tecrübesi katar. Nitekim hepimiz takdir ederiz ki tarih bir milletin hafızasıdır. İnsanoğlu hafızası olmadan zamanı ve mekânı idrak edemeyeceği gibi bir millet de tarihini bilmezse hafızasından mahrum kalmış olur, geleceğini inşa edemez. Onun için günün ihtiyaçlarına cevap aranırken modern teknoloji ve mühendisliğin yanı sıra mutlaka dünün tecrübelerini bilmek ve ona kulak vermek de gerekir.
Onlarca devlet kurmuş bir millet olarak çok köklü ve derin bir tarihe sahibiz. Son devletimizi kurduğumuz Anadolu da binlerce yıllık bir tecrübeye sahiptir. Bu çerçevede Anadolu’da yolların inşası ve kullanımı sürecinde, büyük oranda devletin kontrolünde ama halkın da dışında kalmadığı politikalar neticesinde, doğanın ve coğrafyanın çıkarttığı bütün zorluklar ve engeller karşısında, ulaşılmak istenilen noktaya en kısa ve en uygun şartlarda ulaşabilmenin tecrübesi nesillerden nesillere aktarılmıştır. Belki de bu nedenle dağları ve geçitleri aşan yollar, organize ve güçlü bir eli gerektirdiği ve yapılan iş hayli zahmetli olduğundan “Ulu” ve “Kral” isimleriyle öne çıkarılmışlardır. Cennet ülkemizin hangi bölgesine giderseniz, halk arasında kral yolu olarak tabir edilen çeşitli yollara rastlarsınız. Daha eski dönemlere uzanan ama çoğunluğu Roma ve Bizans dönemine ait bu yolların bir kısmı da Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde geliştirilerek kullanılmaya devam edilmiştir. Bu nedenle bazı bölgelerde eski yollar “Ulu Yol”, “İpek Yolu”, “Deve Yolu”, “Kervan Yolu” gibi tabirlerle adlandırılmıştır. Tarihî süreçte insanlar, ulaşım vasıtalarının ve taşınan ürünün çeşidine ve niteliğine göre yolları böyle isimlendirmişlerdir.
Geçmişten günümüze Gembos Yolu Konya’dan sahile ulaşmak için en iyi alternatif olarak görünmektedir. Nitekim Antalya’yı, Ankara, Kayseri dâhil, bütün Orta Anadolu’ya ve Kapadokya bölgesine bağlayan en kestirme, coğrafik, topografik ve iklim şartları açısından en uygun güzergâh olan Gembos Yolu genel olarak tarihî kervan yolunu takip etmektedir. Ankara ve Konya’dan en hızlı ve en kolay şekilde sahile ulaşan bu güzergâh üzerinde Roma balıksırtı taş döşemeli yollar ve Selçuklu Han kalıntılarını bulmak mümkündür. Nitekim Yol üzerinde Derebucak’tan Antalya’ya doğru ilerlerken Gembos Ovası’ndan itibaren Tol Han, Mutbeli Han, Kargıhan gibi Selçuklu dönemine ait tarihi hanlar bulunmaktadır. Anlaşılan o ki yolların inşası için çaba sarf edenler ve bunu daima geliştirenler, tarihin ve doğanın getirdiği tecrübeden ve birikimden yararlanmayı tercih etmişlerdir.
Son yıllarda Konya-Antalya arasındaki ulaşımı önemli oranda kısaltan “Gembos Yolu” nedeniyle Gembos ve Eynif Ovası da bilinir olmuştur. Kenarında tarihî kervan yolunun uzandığı bu ovalar, Konya- Antalya sınırında sıralanmış dağların arasında oldukça verimli ovalardır. Çevre dağların eriyen kar suları nedeniyle yılın pek çok ayında sulu bir ova olan Gembos’da, eskiden, Bakaran ve Gürlevik Çayı birleşerek ovaya girer ve sular Haşimoğlu ve Büyük Obruk düdenleriyle çekilirdi. Kış mevsiminde ovaya, düdenlerin çekebileceğinden fazla su girer ya da düdenler tıkanırsa Gembos Ovası bir göle döner, sular Mart ayı sonundan Haziran’a kadar ağır ağır çekildiğinde yerine mahsul ekilirdi. Nitekim bölgede yaşayan insanlar bu doğanın ve ovanın mevsimlik, yıllık veya ömürlük hareketlerini bilir ve sahip oldukları bu tecrübeye göre burada gerekli tedbirleri alarak ekimini dikimini buna göre yapardı. Akar bakara göre hayatını şekillendiren insanlarımız Beyşehir Gölü çevresindeki su batan ve çıkanları da iyi bilir, bunların tıkanmasının önüne geçer veya tıkananları gecikmeden açardı.
Şüphesiz ki içinde bulunduğumuz zamana kadar devletimizin ülkemizde yaptığı kara ve demiryolları da bu büyük tecrübenin sonucunda ve ciddi bütçelerle yapılan yatırımlardır. Yıllardır ülkemizde yapılan yolları ve köprüleri dikkate aldığımızda devletimizin bu konudaki gayreti ve çabası görmezden gelinemez. Bu noktada Gembos yolunda yaşadığımız son hadise nedeniyle bu alanda yapılan hizmetleri bir kalemde silip geçmek de doğru değildir. Umuyorum ki en kısa sürede, yaşanan hadisenin neden kaynaklandığı tespit edilecek, bu konudaki ihmaller ortaya çıkarılacak, sorumlular cezalandırılacak ve teknolojik gelişmelerin yanı sıra tarihi tecrübeler ve tecrübeliler de dikkate alınarak gereği yapılacaktır. Türkiye Cumhuriyeti her zaman 18 yaşında olsa da Türk Devleti 5.000 yıllık büyük bir geleneğe ve birikime sahiptir.
İnşallah hepimiz tarihini bilenler olarak şehrimizde ve bölgemizde yapacağımız çalışmalarda son zamanlarda yaşadıklarımızdan ders çıkararak hareket edebiliriz.


