Erbabınca bilinir ki, Beyşehir; doğal güzelliklerinin yanı sıra asırlar öncesine uzanan tarihi ve tarihî eserleri ile dikkat çeken şehirlerimizdendir. Ancak Beyşehir’de Eşrefoğlu Camii gibi bazı muhteşem eserler vardır ki, özelliği, güzelliği ve eşsizliği nedeniyle diğerlerini daima gölgede bırakmışlardır. Bunlar arasında Çarşı Camii’nin hemen yakınında dar sokaklar içinde yer alan Hacı Armağan adında şirin bir cami de bulunmaktadır.
Kendi adını verdiği mahallede küçük bir mescit edasındaki caminin, Eşrefoğlu Camii’nden 50 yıl kadar önce, 1239-40 yıllarında taş malzemeden inşa edilmiş olduğu rivayet edilmektedir. Nitekim zamanla caminin etrafında Beyşehir’in en eski ve en önemli mahallelerinden biri olan Hacı Armağan Mahallesi gelişmiştir. Beyşehir’in bazı resmî daireleri ve dükkânlarını barındıran bu mahalle, Osmanlılar zamanında Beyşehir’in merkezi hâline gelmiştir. Nitekim mahalleye adını veren caminin asırlar boyunca Armağanşah’ın ismini taşıması ve günümüze kadar bu isimle ulaşması, muhtemel ki Emir Mübarizeddin Armağanşah’ın hayrâtından olmasıyla alakalıdır. Ne yazık ki günümüzde pek çok insan camiye ve mahalleye adını veren Hacı Armağan’dan ve onun hayratından haberdar bile değildir.
Türkiye Selçuklu Emiri Mübarizeddin Armağanşah, tam adıyla Saadeddin el-Hac Armağanşah bin Abdullah, Selçuklu devlet teşkilatında atabeglik ve sübaşılık gibi görevler yapmış ve Sultan I. Alâeddîn Keykubâd başta olmak üzere Selçuklu Sultanlarının hizmetinde bulunmuş önemli bir devlet adamıdır. Hakkında yapılan çalışmalarda Beyşehir ilçe merkezinde bulunan Hacı Armağan Camii, Emir Mübarizeddin Armağanşah’a atfedilmektedir. Halk arasında genellikle Cuma Camii olarak bilinen söz konusu yapı bazı tarihi kayıtlarda Meydan Mahallesi Camii olarak da anılmaktadır.
Camiinin özgün yapısını zamanla yitirdiği, 13. yüzyıla ait kitabesinin kaybolduğu ve sonraki bir tarihte üzerine başka bir kitabenin konulduğu anlaşılmaktadır. Vakıfları da meçhul bulunan caminin, zamanında çarşı içinde dükkânları olduğu bilinse de bunların sayısı ve yeri malum değildir. Caminin girişinin solunda bulunan Hacı Hafız Çeşmesi ise 1956 yılında kaldırılarak yerine bir minare eklenmiştir. Çok şükür ki 13. yüzyıldan günümüze kutlu bir haykırış olan Hacı Armağan Camii’nin hafızları, müezzinleri, dükkânlar arasında sıkışıp kalsa da, esnafını beş vakit namaza çağırmaya devam etmektedir. Ne var ki, ezan sesine kulak verip Cuma Cami’ne koşturanlar, abdest alacakları bir şadırvan veya çeşmeden yoksundurlar. İnanıyorum ki Armağanşah gibi bir hayırsever çıkar da, onun hayratı olan bu şirin camide okunan hatimler hürmetine aziz cemaatine bir şadırvan armağan eder.
Yararlanılan Kaynaklar
Mahmut Demir, “Türkiye Selçuklu Emîri Mübârizeddîn Armağanşâh ve İmar Faaliyetleri”, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi, s. 22, Haziran 2025.
Hüseyin Muşmal, “XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Beyşehir ve Çevresi’nin Sosyal ve Ekonomik Yapısı (1790-1864)”Selçuk Üniversitesi SOSBE Doktora Tezi, Konya 2005.


