"Kızamık" deyince çoğumuzun aklına eski aile fotoğrafları, büyüklerimizin "biz çocukken hepimiz geçirdik" diye anlattığı hikâyeler gelir. Bu hastalığın geçmişte kaldığını sanıyoruz. Ne yazık ki öyle değil. Kızamık ülkemizde yeniden hızla yayılıyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2026'nın yalnızca ilk beş ayında ülkemizde 877 kızamık vakası bildirildi. Bu sayı 2025 yılının tamamında görülenin yaklaşık dört katı. Ekim ayı itibarıyla vaka sayısının 3 bine yaklaştığı bildiriliyor. Bu artışın arkasında aşılanmayan çocuklar var. Kızamık aşısının ilk dozunu alan çocukların oranı birkaç yıl önce yüzde 95 iken 2025'te yüzde 92'ye geriledi. Kulağa küçük bir fark gibi geliyor. Oysa kızamığın toplumda tutunamaması için bu oranın en az yüzde 95 olması gerekiyor. Aradaki birkaç puan, on binlerce korumasız çocuk demek.
Kızamık bildiğimiz en bulaşıcı hastalıklardan biri. Tek bir hasta hastalığı 16-18 kişiye bulaştırabiliyor. Virüs, hasta odadan çıktıktan sonra bile havada iki saate kadar asılı kalabiliyor. Yani aynı bekleme salonunda, aynı serviste ya da aynı düğün salonunda bulunmak yetiyor. Üstelik hasta, döküntüler çıkmadan yaklaşık dört gün önce bulaştırmaya başlıyor. Böylece virüs kimse fark etmeden yayılıyor.
Kızamık "bir ateş, bir döküntü, geçer gider" denecek bir hastalık değil. Hastaların yaklaşık üçte birinde orta kulak iltihabı, zatürre, ağır ishal gibi komplikasyonlar gelişebiliyor. Daha nadir görülen beyin iltihabı ise kalıcı hasar bırakabiliyor. Kızamığın az bilinen bir yüzü daha var. Hastalık, vücudun daha önce diğer mikroplara karşı kazandığı bağışıklık hafızasını kısmen silebiliyor. Kızamığı atlatan çocuk, sonraki aylarda başka enfeksiyonlara karşı da savunmasız kalabiliyor. En büyük risk altında olanlar bir yaşından küçük bebekler, hamileler ve bağışıklığı zayıf kişiler. Bu kişilerin bir kısmı aşı olamıyor. Onları ancak çevrelerindeki aşılı insanlar koruyabiliyor.
Hastalık genellikle yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı ve gözlerde kızarıklık, sulanma ile başlar. İlk günlerde grip ya da soğuk algınlığından ayırt etmek zordur. Üç-beş gün sonra yüzden ve kulak arkasından başlayan kırmızı döküntüler çıkar ve gövdeye, kollara, bacaklara doğru yayılır. Yüksek ateşle birlikte döküntü varsa kızamığı mutlaka akla getirmek gerekir.
Acil serviste çalışan bir hekim olarak en önemli ricam şu: Kızamıktan şüphelendiğiniz bir çocukla kalabalık bir bekleme salonunda saatlerce oturmayın. Hastaneye ya da aile sağlığı merkezine gitmeden önce telefonla arayıp durumu bildirin. Kapıdan girer girmez görevliye kızamık şüphesini söyleyin ve mümkünse çocuğa maske taktırın. Aynı salonda henüz aşı yaşına gelmemiş bebekler olabilir.
Kızamığın özel bir ilacı yok, tedavi destekleyicidir. Ancak komplikasyonların erken fark edilmesi hayat kurtarır. Kızamıklı biriyle temas eden aşısız bir kişiye ilk üç gün içinde yapılan aşı, hastalığı önleyebilir ya da hafifletebilir. Bebekler ve hamileler için hekim farklı bir koruma yöntemi önerebilir. Bu yüzden temas olduysa vakit kaybetmeden aile hekiminize başvurun.
Kızamığa karşı en etkili koruma KKK (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) aşısıdır. Ülkemizde bu aşı ücretsizdir ve aile sağlığı merkezlerinde yapılır. İlk doz bebek 12 aylık olduğunda, ikinci doz 48 aylık olduğunda uygulanır. İki doz aşı olanların yaklaşık yüzde 97-99'u kızamığa karşı korunur. Bu hafta yapabileceğiniz basit bir şey var: Çocuğunuzun aşı kartını çekmeceden çıkarın ya da e-Nabız'da aşı bilgilerine bakın. Eksik doz varsa aile hekiminize gidin. Zamanında yapılmamış bir doz sonradan da tamamlanabilir.
Yetişkinleri de unutmayalım. Uzmanlar özellikle genç yetişkinlerde bağışıklık açığı olabileceği konusunda uyarıyor. Aşı kaydı olmayan ya da iki doz aşı olduğundan emin olmayan gençler aile hekimleriyle konuşmalı. Bu, sağlık çalışanları, öğretmenler ve çocuk sahibi olmayı planlayanlar için özellikle önemli. KKK canlı aşı olduğu için hamilelikte yapılmaz. Gebelik planlayan kadınlar aşı durumlarını gebelikten önce kontrol ettirmelidir.
Kızamık daha çok kış sonunda ve baharda yayılır. Önümüzdeki aylar düğünlerin, kapalı salonlardaki kalabalık toplantıların, sıcak sınıfların ve okul servislerinin ayları. Beyşehir'de, köylerimizde ve okullarımızda bu hastalığın yayılmasını önlemek elimizde. Aşı kartına bakmak beş dakikanızı alır. Kızamığın bir çocukta bırakabileceği izler ise bir ömür sürebilir.


