Hacılar Beyaz Eşya
Acet Yapı
akdemir web son dakika üstü
Dr. Hakan Ateş
Köşe Yazarı
Dr. Hakan Ateş
 

Doğanın En Güzel Görünen Tuzağı: Mantar

Sonbahar yağmurlarından sonra Beyşehir ve Seydişehir çevresindeki ormanlık alanlarda, dağ eteklerinde mantar çıkmaya başlar. Toplamak keyifli, sofrada güzel; ama acil servis hekimi olarak söylemem gereken bir gerçek var: Türkiye'de her yıl birkaç aile, doğadan topladıkları mantar yüzünden karaciğer nakli listesine giriyor ya da hayatını kaybediyor. Üstelik bu ailelerin neredeyse tamamı, 'biz bu mantarı yıllardır topluyoruz' diyen deneyimli kişilerden oluşuyor. Sorunun kaynağı şu: Ölümcül zehirli mantarların bazıları, yenebilir türlere şaşırtıcı derecede benzer. Ülkemizdeki mantar ölümlerinin çoğundan sorumlu olan Amanita phalloides, yani halk arasındaki adıyla ölüm meleği, tarla mantarına ya da bazı kültür mantarlarına benzeyebilir. Bir tek şapkasının altındaki lamel rengi, sapındaki halka ya da dipteki zar farklıdır; bunu ayırt etmek eğitim ister, deneyim yanıltır. Halk arasında dolaşan ayırt etme yöntemlerinin hiçbiri güvenilir değildir. Bunu altını çizerek yazıyorum: Gümüş kaşığın kararması, soğanla birlikte pişirirken rengin değişmesi, sarımsakla kaynatmak, böceklerin yemiş olması, hayvanların yemesi, güzel kokması, sütünün olmaması… Bunların hiçbiri bilimsel değildir. Ölümcül mantarlar çoğu zaman lezzetlidir, güzel kokar, kaşığı karartmaz ve salyangozlar tarafından afiyetle yenir. Kaynatmak, kurutmak, sirkeye yatırmak da toksini yok etmez. Zehirlenmenin en sinsi tarafı ise zamanlamasıdır. Mantar yedikten sonraki ilk bir-iki saat içinde başlayan bulantı, kusma, ishal genellikle daha hafif seyirli türlere işaret eder. Asıl tehlikeli olan, altı saatten sonra, hatta bazen yirmi dört saat sonra başlayan şikâyetlerdir. Çünkü o sırada toksin çoktan karaciğere yerleşmiştir. Daha da kötüsü, bu hastalarda bir 'iyilik dönemi' yaşanır: Şiddetli kusma ve ishalden sonra kişi bir-iki gün kendini toparlanmış hisseder, hatta hastaneden taburcu olmak ister. Oysa o sessiz günlerde karaciğer yetmezliği ilerlemektedir. Bu nedenle kural nettir. Doğadan toplanmış mantar yedikten sonra herhangi bir şikâyet başlarsa, hiç beklemeden en yakın acil servise gidin. 'Geçer mi diye bekleyelim' demeyin. Aynı yemeği yiyen herkes, şikâyeti olmasa bile hastaneye gelmelidir; çünkü belirtilerin çıkma zamanı kişiden kişiye değişir. Mümkünse yenen mantarın kalanını, pişmemiş bir örneğini ya da toplarken çekilmiş fotoğrafını, hatta kusmuk örneğini yanınızda getirin; tür tayini tedavimizi doğrudan değiştirir. Evde kendi kendinize kusturmaya çalışmayın, süt ya da yoğurt içirmeyin. En güvenli yol ise en basit olanıdır: Tanımadığınız mantarı toplamayın, satın almayın, komşunuzdan gelen 'bizim dağdan' mantarı yemeyin, özellikle çocuklara ve yaşlılara vermeyin. Marketten alınan kültür mantarı bu riski taşımaz. Bir tabak çorba için karaciğerinizi ortaya koymaya değmez. Doğa cömerttir, ama affetmez. Mantar zehirlenmesinde ilk 3 kural ▪ Şikâyet başlar başlamaz acile gidin; 'geçer' diye beklemeyin ▪ 6 saatten sonra başlayan bulantı-kusma en tehlikeli tablodur ▪ Mantardan kalan örneği, fotoğrafını veya kusmuğu yanınızda getirin
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2026 -Pazartesi

Doğanın En Güzel Görünen Tuzağı: Mantar

Sonbahar yağmurlarından sonra Beyşehir ve Seydişehir çevresindeki ormanlık alanlarda, dağ eteklerinde mantar çıkmaya başlar. Toplamak keyifli, sofrada güzel; ama acil servis hekimi olarak söylemem gereken bir gerçek var: Türkiye'de her yıl birkaç aile, doğadan topladıkları mantar yüzünden karaciğer nakli listesine giriyor ya da hayatını kaybediyor. Üstelik bu ailelerin neredeyse tamamı, 'biz bu mantarı yıllardır topluyoruz' diyen deneyimli kişilerden oluşuyor.

Sorunun kaynağı şu: Ölümcül zehirli mantarların bazıları, yenebilir türlere şaşırtıcı derecede benzer. Ülkemizdeki mantar ölümlerinin çoğundan sorumlu olan Amanita phalloides, yani halk arasındaki adıyla ölüm meleği, tarla mantarına ya da bazı kültür mantarlarına benzeyebilir. Bir tek şapkasının altındaki lamel rengi, sapındaki halka ya da dipteki zar farklıdır; bunu ayırt etmek eğitim ister, deneyim yanıltır.
Halk arasında dolaşan ayırt etme yöntemlerinin hiçbiri güvenilir değildir. Bunu altını çizerek yazıyorum: Gümüş kaşığın kararması, soğanla birlikte pişirirken rengin değişmesi, sarımsakla kaynatmak, böceklerin yemiş olması, hayvanların yemesi, güzel kokması, sütünün olmaması… Bunların hiçbiri bilimsel değildir. Ölümcül mantarlar çoğu zaman lezzetlidir, güzel kokar, kaşığı karartmaz ve salyangozlar tarafından afiyetle yenir. Kaynatmak, kurutmak, sirkeye yatırmak da toksini yok etmez.

Zehirlenmenin en sinsi tarafı ise zamanlamasıdır. Mantar yedikten sonraki ilk bir-iki saat içinde başlayan bulantı, kusma, ishal genellikle daha hafif seyirli türlere işaret eder. Asıl tehlikeli olan, altı saatten sonra, hatta bazen yirmi dört saat sonra başlayan şikâyetlerdir. Çünkü o sırada toksin çoktan karaciğere yerleşmiştir. Daha da kötüsü, bu hastalarda bir 'iyilik dönemi' yaşanır: Şiddetli kusma ve ishalden sonra kişi bir-iki gün kendini toparlanmış hisseder, hatta hastaneden taburcu olmak ister. Oysa o sessiz günlerde karaciğer yetmezliği ilerlemektedir.

Bu nedenle kural nettir. Doğadan toplanmış mantar yedikten sonra herhangi bir şikâyet başlarsa, hiç beklemeden en yakın acil servise gidin. 'Geçer mi diye bekleyelim' demeyin. Aynı yemeği yiyen herkes, şikâyeti olmasa bile hastaneye gelmelidir; çünkü belirtilerin çıkma zamanı kişiden kişiye değişir. Mümkünse yenen mantarın kalanını, pişmemiş bir örneğini ya da toplarken çekilmiş fotoğrafını, hatta kusmuk örneğini yanınızda getirin; tür tayini tedavimizi doğrudan değiştirir. Evde kendi kendinize kusturmaya çalışmayın, süt ya da yoğurt içirmeyin.

En güvenli yol ise en basit olanıdır: Tanımadığınız mantarı toplamayın, satın almayın, komşunuzdan gelen 'bizim dağdan' mantarı yemeyin, özellikle çocuklara ve yaşlılara vermeyin. Marketten alınan kültür mantarı bu riski taşımaz. Bir tabak çorba için karaciğerinizi ortaya koymaya değmez.
Doğa cömerttir, ama affetmez.

Mantar zehirlenmesinde ilk 3 kural
▪ Şikâyet başlar başlamaz acile gidin; 'geçer' diye beklemeyin
▪ 6 saatten sonra başlayan bulantı-kusma en tehlikeli tablodur
▪ Mantardan kalan örneği, fotoğrafını veya kusmuğu yanınızda getirin

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.