ABD ve Siyonist soykırımcı İsrail’in İran’a saldırısının otuz sekizinci günündeyiz. Geldiğimiz noktada stratejik açıdan hedeflerine henüz ulaşamamış bir Trump var. İsyancı halkı ayaklandırıp, İran’ın mevcut yönetimini devirerek, yerine getireceği kukla yönetimle henüz İran’ı sömürmeye başlayamadı. Bu durum da Trump’u gün geçtikçe deliye çevirdi. Çevirdi ki artık ağzından küfürlü sözler çıkmaya başladı. Deviremediği İran’lı yönetim kadrosuna sinkaflı sözlerle ulaşmaya çalışıyor. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Venezuella’da olduğu gibi yönetimi kısa sürede eline geçireceğini hayal ederken Perslerin sert kayasına çarptı ve bel altı vurmaya başladı. İran’ın askeri noktalarını vurarak füze rampalarını ve düşük maliyetle üretilen İnsansız Hava Araçlarını bitiremedi. İran, füzeleri ve patlayıcı yüklü İnsansız Hava Araçlarıyla yaptığı karşı saldırılarla, ABD’nin müttefiklerini ve ABD üslerini etkili bir şekilde vurdu. Vurmaya da devam ediyor. ABD bu güne kadar İran’ın mühimmat stokunun bitmesini bekledi. Ancak İran’ın mühimmatı bir türlü bitmedi. Gizli müttefiklerinden (Rusya, Çin, Kuzey Kore) mühimmat akışını ve içerde üretim sistemini iyi işletiyor. İran kendisine yapılan her saldırıda, ABD’nin üslerine ve müttefiklerine (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Irak) aynı seviyede karşılık veriyor. Siyonist ve soykırımcı İsrail ve ABD hangi ekonomik tesisi vurursa, İran’da siyonist ve soykırımcı İsrail ve körfez ülkelerindeki ekonomik tesisleri vuruyor. Otuz sekiz gündür süren bu kısır döngüde Trump’u çılgınlaştırıyor ki, bel altı vuruşlarla ve sinkaflı sözlerle kendini rahatlatıyor. Tabi artık Epstein adasına gidemiyor.
ABD’nin ekonomik açıdan kayıplarına bakacak olursak attığı pahalı füzeler, kaybettiği hava araçları ve yara alan denizaltısı dışında bir kaybı gözükmüyor. Emperyalist ABD hakimiyetini ordusuyla dünyanın her bir köşesinde faaliyet göstererek sağlamakta ve kurduğu bu sömürü düzeninden, kendisinin oluşturduğu savaş ekonomisinden kazanmakta. Ayak bastığı yerleri veya kendine biat eden ülke yönetimlerini zaten sömürüyor. Tv’ler de yorum yapan çoğu ünvanlı, ünvansız analistler ABD’nin kaybının çok olduğu ve korkunç harcama yaptığını söylüyorlar. Tabi ki harcayacak ki daha fazlasını sömürecek ortamı yaratsın. Trump’un yaptığı tutarsız açıklamalara farklı anlamlar katanlar yanılıyor. Adam yaptığı konuşmalarla dünya ekonomisine yön veriyor. Yaptığı her açıklama ekonomik verileri yukarı veya aşağı çekiyor. Bundan da ABD’yi yöneten Trump ve dostlarının dev şirketleri kazanıyor.
Bundan sonrası ne mi olur? Bu kısır döngüden sıkılan ve istediğine ulaşamadıkça çıldıran Trump; “İran’da salı günü, Enerji Santralı Günü ve Köprü Günü ve hepsi bir arada olacak. Benzeri görülmemiş bir gün!” diyerek enerji santrallerini ve köprüleri vuracağını söyledi. Peşinden de Hürmüz Boğazının açılmasını isteyerek küfürlü tehditte bulundu. ABD Başkanı Trump, milyarder iş arkadaşı, Türkiye büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack gibi baklayı ağzından çıkarmaya başladı. Hatırlarsak Trump “Suriye’de Ahmet eş Şara’yı ben getirdim.” dedi. Suriye’deki bütün kuvvetlerini ve DEAŞ’lıları Irak’a taşıdı. Trump dün yaptığı açıklama ile de “İranlı protestoculara silah gönderdik. Kürt milislere (PKK/PJAK teröristler) aktardık, sanırım kendilerinde tuttular.” diyerek malumu ilan etti. Bu gidişattan sıkılan Trump; İran’ın enerji santrallerini ve köprülerini vuracak. Böylece yaşam şartları zorlaşan İran halkını isyana ve göçe zorlayacak. Irak sınırında bekleyen silahlandırdığı Kürt grupları (PKK/PJAK terör örgütü) ve paralı savaşçılardan oluşan DEAŞ’lıları harekete geçirecek. İran halkı buna ne kadar müsaade edecek? Bu arada Irak’ın kuzeyinde silah bırakmalarını beklediğimiz ABD ve Siyonist soykırımcı İsrail’in çıkarları için kurulup, büyütülüp, beslenerek Türk ve Müslüman kanı akıtan PKK terör örgütü nasıl bir yol izleyecek? Hepsini zaman gösterecek.


