Saniye Göker: "Kadın Kadının Kurdu Değil, Yurdu Olmalı"
Saniye Göker: "Kadın Kadının Kurdu Değil, Yurdu Olmalı"
Beyşehir Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Saniye Göker, Soylu Sarraf'ın katkılarıyla hazırlanan "Elif'le Kadın Kadına" programında girişimcilik hikâyesini anlattı. Çocukluk hayalini bileziklerini bozdurarak gerçeğe dönüştüren Göker, 4 masayla başladığı restoranını yıllar içinde büyütürken, bugün ise kadınlara, öğrencilere ve ihtiyaç sahiplerine dokunan sosyal projeleriyle örnek olmaya devam ediyor.
Beyşehir Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Saniye Göker, Soylu Sarraf'ın katkılarıyla hazırlanan "Elif'le Kadın Kadına" programında girişimcilik hikâyesini anlattı. Çocukluk hayalini bileziklerini bozdurarak gerçeğe dönüştüren Göker, 4 masayla başladığı restoranını yıllar içinde büyütürken, bugün ise kadınlara, öğrencilere ve ihtiyaç sahiplerine dokunan sosyal projeleriyle örnek olmaya devam ediyor.
Çocukluk hayali aşçı olmaktı
Soylu Sarraf'ın katkılarıyla hazırlanan "Elif'le Kadın Kadına" programının dördüncü bölümünün konuğu Beyşehir Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Saniye Göker oldu.
53 yaşında olduğunu, Beyşehirli olduğunu, evli, iki çocuk ve bir torun sahibi olduğunu belirten Göker, çocukluk yıllarından itibaren en büyük hayalinin aşçı olmak olduğunu söyledi.
Çocukluk hayalini anlatan Göker, zengin olması halinde bir aşevi kurarak ihtiyaç sahiplerine yemek vermeyi hedeflediğini belirterek, bu hayalini birebir gerçekleştiremese de açtığı restoranın yıllarca ihtiyaç sahiplerine ve öğrencilere adeta bir aşevi görevi gördüğünü ifade etti.
"Girişimcilik ruhum çocukluğumda şekillendi"
Başarısının temelinde çocuklukta kazandığı sorumluluk duygusunun bulunduğunu söyleyen Göker, 10 kardeşli bir ailede büyüdüğünü ve ikinci çocuk olduğunu anlattı.
Anne ve babasının verdiği sorumluluk bilinci, özgüven, saygı ve çalışma disiplini sayesinde kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendiğini belirten Göker, aynı anlayışı çocuklarına da aktardığını ifade etti.
"Kimse inanmadı, ben bileziklerimi bozdurup dükkân açtım"
İş hayatına giriş hikâyesini anlatan Saniye Göker, restoran açmanın yıllarca en büyük hayali olduğunu söyledi.
Çevresindeki insanların bu hayaline inanmadığını belirten Göker, yalnızca babası ve kardeşinin kendisine destek verdiğini dile getirdi.
Bir takvim yaprağında okuduğu "Sen suyu dök, yönünü verecek olan Allah'tır." sözünden etkilendiğini anlatan Göker, hiçbir hazırlık yapmadan dükkân tuttuğunu ve bileziklerini bozdurarak sermayesini oluşturduğunu söyledi.
"Hiç kimseye danışmadan başladım. Düşünmeden çıktım bu yola. Deliceydi belki ama bugün dönüp baktığımda iyi ki başlamışım."
Beyşehir'in ilk kadın lokantacılarından biri oldu
Lokantasını açtığı dönemde kadın girişimci olmanın oldukça zor olduğunu belirten Göker, erkek egemen bir sektörde kendisini kabul ettirmenin kolay olmadığını söyledi.
İnsanların kendisine, "Git evinde otur.", "Bu işi yapamazsın." gibi sözler söylediğini ifade eden Göker, hatta eşinin bile ilk başlarda başarıya inanmadığını anlattı.
Ancak açılış yaptığı ilk günden itibaren müşteri sıkıntısı yaşamadığını vurgulayan Göker, işinin kısa sürede büyümeye başladığını söyledi.
4 masadan 11 çalışanlı işletmeye uzanan başarı hikâyesi
Göker, restoranını sadece dört masa ile açtığını belirterek zamanla işletmesini büyüttüğünü anlattı.
4 masa ile başlayan işletmenin önce 8, ardından 12 masaya ulaştığını belirten Göker, çalışan sayısının da bir kişiden 11 kişiye yükseldiğini ifade etti.
Beyşehir'de hazırlanan yemeklerin zamanla Konya başta olmak üzere farklı ilçelere ve şehir dışına gönderilmeye başlandığını söyleyen Göker, özellikle kuru fasulye, musakka ve ciğerinin uzun yıllar hafızalarda yer ettiğini belirtti.
"İnsanlar hâlâ beni gördüğünde 'Abla senin kuru fasulyeni özledik.' diyor. Bu benim için en büyük mutluluk."
"Hiç kimsenin sözleri beni vazgeçiremedi"
Çevresinden çok sayıda olumsuz eleştiri aldığını söyleyen Göker, buna rağmen hiçbir zaman hedefinden vazgeçmediğini ifade etti.
Kendisine olan güvenini hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Göker, başarıya ulaşmanın en önemli şartının kişinin önce kendisine inanması olduğunu söyledi.
"Eşim bile beni vazgeçiremedi. Çünkü ben başaracağıma inanıyordum."
Erkek rakiplerle mücadele etti, pes etmedi
İş hayatında zaman zaman zor dönemler yaşadığını anlatan Göker, tek kadın esnaf olması nedeniyle erkek rakiplerinin kendisini ciddi bir rakip olarak gördüğünü ifade etti.
Müşterilerin kendisine yönelmesiyle birlikte rekabetin arttığını belirten Göker, tüm zorluklara rağmen hiçbir zaman pes etmediğini söyledi.
Her zaman çalışmaya ve inanmaya devam ettiğini belirten Göker, düştüğü her yerden daha güçlü kalktığını ifade etti.
Bir salata isteği, iyilik hareketinin başlangıcı oldu
23 yıllık restoran işletmeciliği sırasında yaşadığı unutamadığı bir olayın bugün yaptığı sosyal çalışmaların temelini oluşturduğunu anlatan Göker, hamile bir kadının sadece ekmek arasına sıkılmış salata istemesinin hayatında dönüm noktası olduğunu söyledi.
Bu olaydan sonra Osmanlı'daki "Askıda Yemek" geleneğini hayata geçirdiklerini belirten Göker, restoranın yıllarca ihtiyaç sahiplerine ücretsiz yemek ulaştırdığını ifade etti.
Pandemi döneminde restoranını kapattıktan sonra ise insanlara daha fazla fayda sağlayabilmek amacıyla Kadın Dayanışma Derneği'ni kurduklarını söyledi.
Kadın Dayanışma Derneği'nin hedefi sadece kadınlar değil, insan
Derneğin kuruluş sürecini anlatan Göker, temel amaçlarının kadınlara destek olmak olduğunu ancak çalışmalarının yalnızca kadınlarla sınırlı kalmadığını söyledi.
Yaşlılardan çocuklara kadar toplumun her kesimine dokunmaya çalıştıklarını belirten Göker, "Bizim temamız insan." ifadelerini kullandı.
En büyük hayali kız çocuklarının eğitimine destek olmak
Derneği kurarken en büyük hedeflerinden birinin maddi imkânsızlık nedeniyle eğitimine devam etmekte zorlanan kız çocuklarına destek olmak olduğunu belirten Göker, restoran işletirken de bu durumla sık sık karşılaştığını anlattı.
Bugün dernek aracılığıyla birçok öğrenciye burs verdiklerini belirten Göker, burs desteğiyle mezun ettikleri öğrenciler arasında doktor ve fizyoterapistlerin bulunduğunu söyledi.
"Kadının ekonomik özgürlüğü her şeydir"
Kadınların ekonomik bağımsızlığının önemine dikkat çeken Göker, kendi ayakları üzerinde duran bir kadının daha özgür karar alabildiğini söyledi.
Ekonomik özgürlüğün kadınların hem kendileri hem de çocukları için daha güçlü bir yaşam kurmasını sağladığını belirten Göker, bunun hayatında birebir yaşadığı en önemli deneyimlerden biri olduğunu ifade etti.
"Kadın kadının kurdu değil, yurdu olmalı"
Kadın dayanışmasının önemine vurgu yapan Göker, kadınların birbirine destek olduğu takdirde başaramayacakları hiçbir şey olmadığını söyledi.
En sevdiği sözlerden birinin "Kadın kadının kurdu değil, yurdu olmalı." olduğunu belirten Göker, kadınların omuz omuza vermesi halinde toplumun da güçleneceğini ifade etti.
"Yeniden doğsam yine aynı yolu seçerdim"
Hayatında hiçbir pişmanlığı olmadığını söyleyen Göker, yeniden başlama şansı olsa yine aynı mücadeleyi vereceğini dile getirdi.
Restoranını daha uzun yıllar işletmeyi zaman zaman düşündüğünü ancak bugün dernek aracılığıyla çok daha fazla insana ulaşabildiğini belirten Göker, bundan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
"İnsanların gönlünde güzel iz bırakmak istiyorum"
Yıllar sonra nasıl hatırlanmak istediği sorusunu da cevaplayan Saniye Göker, insanlar üzerinde güzel izler bırakmanın kendisi için en büyük mutluluk olduğunu söyledi.
Kendisini tanımayan insanların bile hakkında güzel sözler söylediğini duyduğunda gururlandığını belirten Göker, hayatının en büyük kazanımının insanların gönlünde bıraktığı iz olduğunu ifade etti.
"Ben öldükten sonra da insanlar beni iyilikle ansın istiyorum. Bunu duyduğum zaman gerçekten gururlanıyorum."
İstersen bu röportajı Haber Önses tarzında daha güçlü manşet, SEO uyumlu ara başlıklar ve Google Discover'a uygun giriş paragrafıyla da yeniden düzenleyebilirim.





