Hacılar Beyaz Eşya
Acet Yapı
akdemir web son dakika üstü

Yeni Su Yılı Başladı! Gözler Beyşehir Gölü’nde

Yaşam (Web Sitesi) - Web Sitesi | 01.10.2026 - 12:23, Güncelleme: 01.10.2026 - 12:26
 

Yeni Su Yılı Başladı! Gözler Beyşehir Gölü’nde

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1 Ekim itibarıyla başlayan yeni Su Yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti.

 Yeni su yılıyla birlikte gözler, Türkiye’nin önemli tatlı su kaynaklarından Beyşehir Gölü başta olmak üzere bölgedeki göl, gölet ve su havzalarına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1 Ekim Su Yılı'nın başlaması dolayısıyla sosyal medya hesabından mesaj yayımladı. Yumaklı, yeni dönemin yağışların toprağa, barajlara ve göllere hayat vereceği bir su yılı olması temennisinde bulundu. Yumaklı mesajında, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Türkiye bırakabilmek için tarımdan sanayiye, kentsel kullanımdan bireysel alışkanlıklara kadar suyun israf edilmeden ve en verimli şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı. Bakan Yumaklı, Ulusal Su Kurulu öncülüğünde su kaynaklarının stratejik bir anlayışla korunması, yönetilmesi ve geleceğe taşınması çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti. Su yılı neden 1 Ekim’de başlıyor? Su Yılı, hidrolojik ve meteorolojik değerlendirmelerde yağış, akım ve su bütçesinin daha sağlıklı takip edilebilmesi amacıyla kullanılan 12 aylık özel bir dönem olarak kabul ediliyor. 1 Ekim'de başlayan Su Yılı, bir sonraki yılın 30 Eylül'ünde sona eriyor. Bu dönem, özellikle yağışların su kaynaklarına etkisinin, baraj ve göl seviyelerindeki değişimlerin, kuraklık riskinin ve havzaların su bütçesinin değerlendirilmesinde önem taşıyor. Takvim yılının aksine 1 Ekim'in başlangıç kabul edilmesinin temelinde ise Türkiye'nin yağış rejimi bulunuyor. Yaz aylarında su kaynaklarında yaşanan çekilmenin ardından sonbahar yağışlarının başlamasıyla birlikte yeni hidrolojik dönem ortaya çıkıyor. Beyşehir Gölü için yeni su yılı ayrı önem taşıyor Yeni Su Yılı, Beyşehir ve çevresi açısından da özel bir önem taşıyor. Türkiye'nin en büyük doğal tatlı su göllerinden biri olan Beyşehir Gölü; tarımsal sulama, balıkçılık, doğal yaşam ve bölgenin ekolojik dengesi açısından stratejik bir su kaynağı niteliğinde. DSİ verilerinde Beyşehir Gölü, Türkiye'nin yüzölçümü bakımından en büyük doğal gölleri arasında gösteriliyor. Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de Beyşehir Gölü'nün  Konya ve Isparta olmak üzere iki il ve dört ilçe ile bağlantılı geniş bir havza içerisinde bulunduğuna dikkat çekiyor. Gölün Konya sınırları içerisindeki bölümü 420 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Bu nedenle 1 Ekim'de başlayan yeni Su Yılı, Beyşehir Gölü'nün yanı sıra gölü besleyen su kaynaklarının, derelerin, yeraltı sularının, göletlerin ve havza içerisindeki su kullanımının da yeniden değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Gölü besleyen kaynaklar da gündemde Beyşehir havzasındaki su yönetimi yalnızca göl seviyesinden ibaret değil. Gölü besleyen havzalar ve su transferleri de büyük önem taşıyor. DSİ 4. Bölge Müdürlüğü tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen çalışmalarda Beyşehir Gölü'nün su kaynakları, su kalitesi, gölün korunması ve sulama projelerinin sürdürülebilirliği ele alındı. Beyşehir ve Derebucak'ta gerçekleştirilen saha incelemelerinde Gembos, Eynif ve Söbüce ovaları ile Pınarbaşı su havzasındaki durum değerlendirildi. Sarıöz Deresi'nde yürütülen yaklaşık 32 kilometrelik taşkın kontrol çalışmasının ise taşkın risklerinin azaltılmasının yanı sıra tarım arazilerinin korunması ve Beyşehir Gölü havzasına su girişinin artırılması hedefleri taşıdığı bildirildi. Derebucak-Gembos hattı da Beyşehir Gölü açısından önemli su kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. DSİ'nin geçmiş dönem çalışmalarında, Akdeniz'e ulaşan suların drenaj kanalları ve Gembos Derivasyonu aracılığıyla Beyşehir Gölü'ne aktarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğü belirtilmişti. Sadece Beyşehir Gölü değil, bölgedeki tüm su kaynakları izlenecek Yeni Su Yılı ile birlikte Beyşehir Gölü'nün yanı sıra bölgedeki göletler, barajlar, dereler, yeraltı su kaynakları ve sulama sistemlerinin durumu da önem kazanıyor. Konya, geniş tarım alanları ve su kaynakları nedeniyle su yönetiminin kritik olduğu illerin başında geliyor. Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün verilerine göre kent genelinde Beyşehir Gölü başta olmak üzere 170'in üzerinde göl, gölet ve baraj gölü bulunuyor. Bu kaynakların durumu; tarımsal üretimden içme ve kullanma suyuna, doğal yaşamdan balıkçılığa kadar çok sayıda alanı doğrudan etkiliyor. 2026 Su Yılı'nda yağışlar umut verdi Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Ulusal Su Kurulu toplantısında paylaşılan verilere göre, 2025 Su Yılı Türkiye açısından son derece kurak geçti. Bakan Yumaklı, 2025 Su Yılı'nda yağışların yüzde 26 azaldığını ve dönemin son 52 yılın en kurak yılı olarak kayıtlara geçtiğini açıklamıştı. Buna karşılık 2026 Su Yılı'nda ülke genelindeki yağışların uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrettiği ve son 66 yılın en yüksek yağış seviyelerinden birinin görüldüğü bildirilmişti. Ancak yağışlardaki artışın su kaynakları üzerindeki etkisinin yalnızca yağış miktarıyla değil, yağışların zamanı, süresi, şiddeti, kar örtüsü, buharlaşma ve havzaların su tutma kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Beyşehir için yeni dönemin ana gündemi: Suyu korumak 1 Ekim itibarıyla başlayan yeni Su Yılı, Beyşehir Gölü ve bölgedeki su kaynakları açısından yeni bir takip dönemini de başlatıyor. Önümüzdeki süreçte yağışların göle ve gölü besleyen kaynaklara ne ölçüde yansıyacağı, göl seviyesinin nasıl değişeceği, tarımsal sulama ihtiyacının ne seviyede gerçekleşeceği ve havzadaki su kullanımının nasıl yönetileceği önem taşıyacak. Bakan Yumaklı'nın mesajında da vurguladığı gibi, yeni dönemin temel başlıklarından biri suyun yalnızca daha fazla bulunması değil, mevcut suyun korunması ve en verimli şekilde kullanılması olacak. Beyşehir Gölü açısından bakıldığında ise yeni Su Yılı; yağıştan havzaya, havzadan göle, gölden tarımsal sulamaya kadar bütün su döngüsünün birlikte değerlendirilmesi gereken bir dönem olarak öne çıkıyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1 Ekim itibarıyla başlayan yeni Su Yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti.

 Yeni su yılıyla birlikte gözler, Türkiye’nin önemli tatlı su kaynaklarından Beyşehir Gölü başta olmak üzere bölgedeki göl, gölet ve su havzalarına çevrildi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1 Ekim Su Yılı'nın başlaması dolayısıyla sosyal medya hesabından mesaj yayımladı.

Yumaklı, yeni dönemin yağışların toprağa, barajlara ve göllere hayat vereceği bir su yılı olması temennisinde bulundu.

Yumaklı mesajında, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Türkiye bırakabilmek için tarımdan sanayiye, kentsel kullanımdan bireysel alışkanlıklara kadar suyun israf edilmeden ve en verimli şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Yumaklı, Ulusal Su Kurulu öncülüğünde su kaynaklarının stratejik bir anlayışla korunması, yönetilmesi ve geleceğe taşınması çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.

Su yılı neden 1 Ekim’de başlıyor?

Su Yılı, hidrolojik ve meteorolojik değerlendirmelerde yağış, akım ve su bütçesinin daha sağlıklı takip edilebilmesi amacıyla kullanılan 12 aylık özel bir dönem olarak kabul ediliyor.

1 Ekim'de başlayan Su Yılı, bir sonraki yılın 30 Eylül'ünde sona eriyor. Bu dönem, özellikle yağışların su kaynaklarına etkisinin, baraj ve göl seviyelerindeki değişimlerin, kuraklık riskinin ve havzaların su bütçesinin değerlendirilmesinde önem taşıyor.

Takvim yılının aksine 1 Ekim'in başlangıç kabul edilmesinin temelinde ise Türkiye'nin yağış rejimi bulunuyor. Yaz aylarında su kaynaklarında yaşanan çekilmenin ardından sonbahar yağışlarının başlamasıyla birlikte yeni hidrolojik dönem ortaya çıkıyor.

Beyşehir Gölü için yeni su yılı ayrı önem taşıyor

Yeni Su Yılı, Beyşehir ve çevresi açısından da özel bir önem taşıyor.

Türkiye'nin en büyük doğal tatlı su göllerinden biri olan Beyşehir Gölü; tarımsal sulama, balıkçılık, doğal yaşam ve bölgenin ekolojik dengesi açısından stratejik bir su kaynağı niteliğinde. DSİ verilerinde Beyşehir Gölü, Türkiye'nin yüzölçümü bakımından en büyük doğal gölleri arasında gösteriliyor.

Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de Beyşehir Gölü'nün  Konya ve Isparta olmak üzere iki il ve dört ilçe ile bağlantılı geniş bir havza içerisinde bulunduğuna dikkat çekiyor. Gölün Konya sınırları içerisindeki bölümü 420 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor.

Bu nedenle 1 Ekim'de başlayan yeni Su Yılı, Beyşehir Gölü'nün yanı sıra gölü besleyen su kaynaklarının, derelerin, yeraltı sularının, göletlerin ve havza içerisindeki su kullanımının da yeniden değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Gölü besleyen kaynaklar da gündemde

Beyşehir havzasındaki su yönetimi yalnızca göl seviyesinden ibaret değil. Gölü besleyen havzalar ve su transferleri de büyük önem taşıyor.

DSİ 4. Bölge Müdürlüğü tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen çalışmalarda Beyşehir Gölü'nün su kaynakları, su kalitesi, gölün korunması ve sulama projelerinin sürdürülebilirliği ele alındı.

Beyşehir ve Derebucak'ta gerçekleştirilen saha incelemelerinde Gembos, Eynif ve Söbüce ovaları ile Pınarbaşı su havzasındaki durum değerlendirildi. Sarıöz Deresi'nde yürütülen yaklaşık 32 kilometrelik taşkın kontrol çalışmasının ise taşkın risklerinin azaltılmasının yanı sıra tarım arazilerinin korunması ve Beyşehir Gölü havzasına su girişinin artırılması hedefleri taşıdığı bildirildi.

Derebucak-Gembos hattı da Beyşehir Gölü açısından önemli su kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. DSİ'nin geçmiş dönem çalışmalarında, Akdeniz'e ulaşan suların drenaj kanalları ve Gembos Derivasyonu aracılığıyla Beyşehir Gölü'ne aktarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğü belirtilmişti.

Sadece Beyşehir Gölü değil, bölgedeki tüm su kaynakları izlenecek

Yeni Su Yılı ile birlikte Beyşehir Gölü'nün yanı sıra bölgedeki göletler, barajlar, dereler, yeraltı su kaynakları ve sulama sistemlerinin durumu da önem kazanıyor.

Konya, geniş tarım alanları ve su kaynakları nedeniyle su yönetiminin kritik olduğu illerin başında geliyor. Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün verilerine göre kent genelinde Beyşehir Gölü başta olmak üzere 170'in üzerinde göl, gölet ve baraj gölü bulunuyor.

Bu kaynakların durumu; tarımsal üretimden içme ve kullanma suyuna, doğal yaşamdan balıkçılığa kadar çok sayıda alanı doğrudan etkiliyor.

2026 Su Yılı'nda yağışlar umut verdi

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Ulusal Su Kurulu toplantısında paylaşılan verilere göre, 2025 Su Yılı Türkiye açısından son derece kurak geçti.

Bakan Yumaklı, 2025 Su Yılı'nda yağışların yüzde 26 azaldığını ve dönemin son 52 yılın en kurak yılı olarak kayıtlara geçtiğini açıklamıştı.

Buna karşılık 2026 Su Yılı'nda ülke genelindeki yağışların uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrettiği ve son 66 yılın en yüksek yağış seviyelerinden birinin görüldüğü bildirilmişti.

Ancak yağışlardaki artışın su kaynakları üzerindeki etkisinin yalnızca yağış miktarıyla değil, yağışların zamanı, süresi, şiddeti, kar örtüsü, buharlaşma ve havzaların su tutma kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Beyşehir için yeni dönemin ana gündemi: Suyu korumak

1 Ekim itibarıyla başlayan yeni Su Yılı, Beyşehir Gölü ve bölgedeki su kaynakları açısından yeni bir takip dönemini de başlatıyor.

Önümüzdeki süreçte yağışların göle ve gölü besleyen kaynaklara ne ölçüde yansıyacağı, göl seviyesinin nasıl değişeceği, tarımsal sulama ihtiyacının ne seviyede gerçekleşeceği ve havzadaki su kullanımının nasıl yönetileceği önem taşıyacak.

Bakan Yumaklı'nın mesajında da vurguladığı gibi, yeni dönemin temel başlıklarından biri suyun yalnızca daha fazla bulunması değil, mevcut suyun korunması ve en verimli şekilde kullanılması olacak.

Beyşehir Gölü açısından bakıldığında ise yeni Su Yılı; yağıştan havzaya, havzadan göle, gölden tarımsal sulamaya kadar bütün su döngüsünün birlikte değerlendirilmesi gereken bir dönem olarak öne çıkıyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.